22 Eylül 2009 Salı

Ramazan Bayramımız Mübarek Olsun!

Ailenizle birlikte mutlu, tatlı, huzurlu, güzel bayramlar dilerim efenim.

İşte bunlar da sizin için seçtiğim birbirinden başarılı, mükemmel ötesi Brenna MacCrimmon ablamızın albümleri.

Karşılama(1998)

Kulak Misafiri(2009)


Ellerinizden öperim.

28 Mayıs 2009 Perşembe

Vay be...

Basit bir TV dizisinde yargıcın kamu hizmetine mahkum ettiği 3 çocuk, bu hizmet sırasında meydana gelen kazada vefat ederler. Hakim kendini suçlamakta ve asistanıyla konuşarak bir çıkış yolu aramaktadır:

H: Mantıklı bir cevap bulmalıyım...
A: Bunun mantığını çözmeniz mümkün değil. Böyle şeyler olur.
H: Hayır. Böyle bir konuda batıl inançların arkasına saklanamam.
A: İşte beni sizden güçlü kılan şey de bu.

İnancım var, batıl inançlarım değil.

24 Mayıs 2009 Pazar

Bunu da okur musunuz lütfen?

Türkiye' de nüfusa oranla, günlük kişi başına ayrılan okuma süresi 13 saniyedir! Diğer Avrupa Ülkelerinde bu süre 24 dakikaya kadar ulaşmaktadır. 13 saniye sticker hareketimizin amacı; bu insanlık ayıbını sert bir dille insanımızın yüzüne vurmaktır.

17 Mayıs 2009 Pazar

Moralim bozuk...

video

Belki bu sefer, bu şarkı aklıma geldiği zaman, bunu aklıma getirenin ne olduğunu tam olarak bilmek nasip olur...

15 Mayıs 2009 Cuma

Şişme Zeplin

Bütün zeplinler şişmedir. Ama bu başka...
Özalp Ersözün danışmalığını yaptığı ilüstrasyon dersi için yaptığım stencıl şablonu.

14 Mayıs 2009 Perşembe

Kargalara karışmak.




("Kuşarlar gibi..." yazısının devamı niteliğindedir.)

Kuşlar demişken, gene kargalara karışmaya başladım. Böyle bir deyimimiz yok. Ben uydurdum. Kargalara karışırsan; karga gibi huzursuz olursun, düşüncelerin çılgınlığı gözlerinden fırşkırır, ne kanadar kanat çırparsan çırp her yerde kargasındır. Etrafında da sadece kargalar vardır. Kapkara bir karga dünyasında yaşarsın.

Bu durumda kendime ve size, Nejat Uygur'un "Vizyon Tele2" filminde dediği gibi: "Kargalara karışmayın evladım."diyorum. Esenlikler diliyorum.

Kuşlar gibi...


Geçen hafta proje dersimden kalacağımı anladığım zaman, okulum bir sene uzayacak olsabile, ailem zılgıtı basacak olsabile kendimi inanılmaz rahatlamış hissetmiştim. Üzerimdeki ağır, ilerleyemeyen, binlerce kısır döngü içerisinde beni boğan, bir o kadarına da gebe; projeme ilk defa, rahat rahat dışarıdan bakabildim. İşte ozaman aklımdaki problemler, çıkmazlar suyun yüzeyine gelince patlayan baloncuklar gibi sandoz hızıyla eriyip havaya karıştı. Bu hissiyat silsilesi ve rahatlamanın ardından kendimi, İTÜ'den aldığım küçük defterere bir şeyler çizmeye verdim.

Yaşadığım en kısa ama en etkili tatillerden biri oldu, bu çizim süresi.